A. ETKİNLİK TANIM BİLGİLERİ
Etkinliği Düzenleyen Birim: Avrupa Birliği Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Uluslararası İlişkiler Bölümü
Etkinlik Adı: Türkiye- AB İlişkileri ve Gümrük Birliği’nin Modernizasyonu
Etkinlik Türü:
Etkinliğin İçeriği / Kısa Özeti:
Etkinlikte ilk olarak Doç. Dr. Sevgi Balkan Şahin tarafından Avrupa Birliği’nin kuruluş süreci ele alınmıştır. Avrupa Birliği’nin, II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa kıtasında yeniden barış, istikrar ve refah ortamı oluşturmak amacıyla ortaya çıktığı vurgulanmıştır. Bu kapsamda kömür ve çelik sektörlerinde başlayan ekonomik iş birliğinin zaman içerisinde ortak pazar, gümrük birliği ve tek pazar yapısına dönüştüğü ifade edilmiştir. Ayrıca Avrupa entegrasyonunun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve normatif bir proje olduğu; ulusal çıkarların ötesinde ortak Avrupa çıkarları yaratma hedefi taşıdığı belirtilmiştir. Konuşmada, Avrupa bütünleşmesinin hız kazanmasında Soğuk Savaş koşullarının ve ABD’nin Marshall Yardımları’nın önemli rol oynadığı değerlendirilmiştir. ABD’nin Avrupa’yı ekonomik olarak yeniden yapılandırarak Sovyetler Birliği’ne karşı güçlü bir müttefik yaratmayı amaçladığı, bunun Avrupa’nın hızlı kalkınmasını desteklediği ifade edilmiştir.
Ardından etkinlikte Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin tarihsel gelişimi de kapsamlı şekilde ele alınmıştır. Türkiye’nin 1959 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ortaklık başvurusunda bulunduğu, 1963 Ankara Anlaşması ve 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği ile ilişkilerin kurumsal zemine taşındığı ifade edilmiştir. 1999 Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’ye aday ülke statüsü verilmesinin ardından reform sürecinin hızlandığı, özellikle 2000’li yılların başında demokrasi, insan hakları, hukuk devleti ve ekonomi alanlarında önemli düzenlemeler gerçekleştirildiği vurgulanmıştır. Avrupa Birliği üyelik sürecinin Türkiye’de ekonomik dönüşüm ve yabancı yatırım açısından önemli bir motivasyon kaynağı olduğu değerlendirilmiştir.
Konferansta, Türkiye-AB ilişkilerinin zamanla neden zayıfladığına ilişkin değerlendirmelere de yer verilmiştir. Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye tam üyelik konusunda net bir perspektif sunmaması, Kıbrıs sorununun çözülememesi ve Avrupa kamuoyunda Türkiye’ye yönelik desteğin düşük kalmasının ilişkileri olumsuz etkilediği ifade edilmiştir. Bunun yanında, Türkiye’de özellikle 2010’lu yıllardan itibaren demokratik gerileme, hukuk devleti sorunları ve dış politika alanındaki görüş ayrılıklarının Avrupa Birliği tarafından eleştirildiği belirtilmiştir. Bu süreç sonucunda Türkiye-AB ilişkilerinin büyük ölçüde durma noktasına geldiği değerlendirilmiştir.
Etkinlikte ayrıca Avrupa Birliği’nin son yıllarda geçirdiği dönüşüm süreci üzerinde durulmuştur. Küresel ölçekte artan jeopolitik ve jeoekonomik rekabet ortamında Avrupa Birliği’nin yalnızca ekonomik bir aktör değil, aynı zamanda stratejik ve güvenlik odaklı bir güç olma arayışına girdiği ifade edilmiştir. Avrupa’nın Ukrayna’ya destek vermek istemesine rağmen savunma üretim kapasitesinin yetersiz kaldığı ve finansman konusunda üye ülkeler arasında ortak bir yaklaşım bulunmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle Avrupa Birliği’nin stratejik özerklik mekanizmalarını geliştirmeye yöneldiği; Avrupa Savunma Fonu, SAFE ve PESCO gibi girişimlerle savunma sanayisini güçlendirmeyi hedeflediği aktarılmıştır.
Konferansta Türkiye’nin bu yeni süreçteki rolü de değerlendirilmiştir. Türkiye’nin NATO üyesi olması, sahadaki operasyonel deneyimi ve gelişen savunma sanayisi sayesinde Avrupa açısından stratejik bir ortak olarak öne çıktığı ifade edilmiştir. Türk savunma sanayisinin özellikle insansız hava araçları alanındaki başarısının Libya, Azerbaycan, Suriye ve Irak gibi farklı bölgelerde görüldüğü, savunma ihracatının önemli ölçüde arttığı belirtilmiştir. Bununla birlikte Avrupa’da bazı çevrelerin Türkiye’nin artan askeri kapasitesini ve jeopolitik etkisini dikkatle izlediği; özellikle Yunanistan ve Güney Kıbrıs gibi ülkelerde güvenlik kaygılarının arttığı ifade edilmiştir.
Etkinliğin ikinci bölümünde ise Doç. Dr. Serdar Altay tarafından Gümrük Birliği’nin modernizasyonu konusu ele alınmıştır. Konferansta Gümrük Birliği’nin ne olduğu, neden kurulduğu ve Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde neden bu kadar tartışmalı bir konu haline geldiği ayrıntılı şekilde ele alınmıştır. Gümrük Birliği’nin, 19. yüzyıldan kalan bir bölgesel entegrasyon modeli olduğu; Avrupa Birliği’nin temel ekonomik bütünleşme yapısını oluşturduğu ifade edilmiştir. Bu modelde ülkelerin kendi aralarındaki gümrük vergilerini kaldırırken, üçüncü ülkelere karşı ortak bir gümrük tarifesi uyguladığı belirtilmiştir. Buna karşılık serbest ticaret anlaşmalarında ülkelerin dış ticaret politikalarında daha bağımsız hareket edebildiği vurgulanmıştır.
Etkinlikte Türkiye’nin Avrupa Birliği ile kurduğu Gümrük Birliği modelinin dünyadaki benzer örneklerden farklı ve oldukça asimetrik bir yapı taşıdığı değerlendirilmiştir. Türkiye’nin, Avrupa Birliği’nin ortak gümrük tarifelerini ve ticaret politikalarını uygulamak zorunda olduğu, ancak bu kararların alındığı mekanizmalarda yer almadığı ifade edilmiştir. Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye’yi de dolaylı olarak etkilediği; buna rağmen Türkiye’nin karar alma süreçlerinde söz sahibi olmadığı belirtilmiştir. Bu durumun özellikle son yıllarda Avrupa Birliği’nin çok sayıda yeni serbest ticaret anlaşması imzalamasıyla daha görünür hale geldiği aktarılmıştır.
Konferansta Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisine sağladığı olumlu katkılar da değerlendirilmiştir. Özellikle sanayi ürünlerinde gümrük vergilerinin kaldırılmasıyla Türkiye’nin Avrupa üretim zincirlerine entegre olduğu, otomotiv, elektronik, kimya ve beyaz eşya gibi sektörlerde Avrupa pazarına güçlü biçimde bağlandığı ifade edilmiştir. Ayrıca Gümrük Birliği’nin Türkiye’ye yabancı yatırım çekilmesini kolaylaştırdığı ve ihracat açısından öngörülebilir bir ticaret ortamı yarattığı belirtilmiştir. Buna rağmen mevcut yapının karar alma süreçlerine katılım eksikliği, ticaret politikalarındaki asimetri ve yeni küresel ticaret koşullarına uyumsuzluk nedeniyle ciddi sorunlar ürettiği değerlendirilmiştir.
Konferansta mevcut Gümrük Birliği’nin yalnızca sanayi ürünlerini kapsadığı; tarım, hizmetler, dijital ekonomi ve kamu alımları gibi alanların kapsam dışında kaldığı belirtilmiştir. Modernizasyon süreciyle birlikte bu alanların da kapsama alınmasının gündemde olduğu, ancak bunun Türkiye açısından hem fırsatlar hem de ciddi yükümlülükler doğuracağı ifade edilmiştir. Özellikle kamu alımları, çevre standartları ve tarım ürünleri konusunda Avrupa Birliği normlarına uyum sağlanmasının zorlayıcı olacağı değerlendirilmiştir.
Etkinlikte, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile gelecekte nasıl bir ekonomik entegrasyon modeli geliştirmesi gerektiği de tartışılmıştır. Mevcut Gümrük Birliği modelinin yerine daha dengeli ve karşılıklı karar alma mekanizmaları içeren yeni bir modelin gerekliliği vurgulanmıştır. Norveç ve İsviçre örneklerinde olduğu gibi daha kapsamlı serbest ticaret ve ortak pazar modellerinin alternatif olarak değerlendirilebileceği ifade edilmiştir.
Konferansın sonunda, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin en önemli ticaret ortaklarından biri olduğu, Avrupa sermayesinin Türkiye ekonomisindeki ağırlığının sürdüğü ve bu nedenle ilişkilerin daha modern, dengeli ve sürdürülebilir bir çerçevede yeniden yapılandırılmasının gerekli olduğu değerlendirilmiştir.
Etkinlik Başlangıç – Bitiş Tarihleri: 18 Mayıs 2026 13:30-15:00
Etkinliğin Yapıldığı Yer / Yerler: Zoom
B. HEDEF VE PLANLAMA
Etkinliğin Amacı:
Etkinlik, Türkiye-AB ilişkilerini güncel siyasi ve ekonomik çerçevede ele almak ve özellikle Gümrük Birliği’nin mevcut yapısı ve modernizasyon ihtiyacını değerlendirmek amacıyla düzenlenmiştir.
Etkinlik, herkese açık olarak düzenlenmiş olup tüm ilgililerin katılımı hedeflenmiştir.
Hedef Kitle:
Etkinliğin İlişkili Olduğu Alanlar:
Açıklama: 9 Mayıs Avrupa Günü için planlanan etkinlik, konuşmacıların program yoğunluğu nedeniyle 18 Mayıs’ta gerçekleştirilmiştir.
D. ETKİNLİK SONUÇLARI VE ÇIKTILAR
Elde Edilen Somut Çıktılar:
E. ETKİNLİK ANALİZİ (CHECK)
1. Hedeflere Ulaşma Düzeyi:
Açıklama (kanıta dayalı): Etkinlik kapsamında belirlenen hedeflere büyük ölçüde ulaşılmıştır. Avrupa Birliği’nin güncel politikaları, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin yapısal sorunları ve modernizasyon ihtiyacı ile birlikte ekonomik ve stratejik dönüşüm süreçleri kapsamlı biçimde ele alınmıştır. Katılımcıların aktif ilgisi ve tartışmalara katkısı, etkinliğin bilgi paylaşımı ve farkındalık artırma hedeflerini yüksek düzeyde gerçekleştirdiğini göstermektedir.
2. Katılımcı Geri Bildirimleri:
3. Etkinliğin Katkı Düzeyi:
|
Alan |
|
|
Öğrenci yetkinlikleri |
|
|
|
|
Eğitim-öğretim kalitesi |
|
|
|
|
|
Toplumsal katkı |
|
|
|
|
|
Kurumsal görünürlük |
|
|
|
4. Kaynak Kullanımı ve Verimlilik:
Açıklama: Etkinlikte kullanılan akademik içerikler, güncel politika analizleri ve örnek olaylar hedeflerle uyumlu şekilde değerlendirilmiş ve kaynaklar verimli bir biçimde kullanılmıştır. Sunumlar ve tartışmalar, Avrupa Birliği politikaları ile Türkiye-AB ilişkilerinin mevcut durumu ve geleceğine dair kapsamlı bir çerçeve sunarak etkinliğin bilgi üretimi ve paylaşımı açısından etkinliğini artırmıştır.
F. İYİLEŞTİRME VE ÖNERİLER
Bir Sonraki Etkinlik İçin Öneriler:
Sürdürülebilirlik / Tekrar Edilebilirlik Durumu:
Açıklama: Etkinliğin Türkiye-AB İlişkilerindeki önemli gündemleri dikkate alarak her yıl Mayıs ayında düzenli olarak yapılması planlanmaktadır.
G. GENEL DEĞERLENDİRME
Etkinliğin genel başarısı:
